Basın Bildirisi (20) – 20/5/2012

By | Ekim 15, 2016

ΦΩΝΗ ΚΥΠΡΙΩΝ – KIBRISLILARIN SESİ – CYPRIOTS’ VOICE

Basın Bildirisi

İki toplumlu “KIBRISLILARIN SESİ” formu Kıbrıs’taki güncel konuları tartışmış ve aşağıdaki tespitleri yapmıştır:

  1. Kıbrıs Sorunu bir kez daha sonu gelmeyen anlamsız suçlama oyunlarını ortaya çıkararak tıkanma noktasına doğru gidiyor görüntüsü vermektedir. Bu üzücüdür çünkü gerçekde Kıbrıs sorununu oluşturan konuların büyük bir kısmı üzerinde – belki de %80 – halen anlaşmaya varılmıştır.   Dolayısı ile, yeni bir girişimin başlatılabilmesi için Kıbrıs Cumhuriyeti başkanlık seçimlerinin sonrasına kadar sürecin canlı tutulması gerekmektedir. 2. Resmi olarak açıklanmamış olsa bile, yakın geçmişte Türkiye 1 Temmuz 2012’ye kadar bir çözüme ulaşılamaması durumunda “B” planını uygulamaya koyacağını açıklamıştır. Bu plan, Magusa’nın kapalı bölümünün Kıbrıs Türk yönetimi altında açılmasını içermektedir; bu İslam Konferansı tarafından “KKTC”’nin tanınması ve ayni zamanda KKTC isminin Kıbrıs Türk Devleti olarak değiştirilmesini, veya alternatif olarak ülkemizin kuzey kısmının Türkiye tarafından ilhakını beraberinde taşıyan bir girişimdir.  3.  Kıbrıs Türk toplumu AB Gümrük Birliğine dahil edilmelidir. Bu, ada içerisinde ekonomik entekrasyonu teşvik edecek ve sürdürülebilir bir federal çözümü kolaylaştıracaktır. Kuzey Kıbrıs limanları AB denetiminde uluslararası trafiğe açılmalıdır. Bu formül ayni zamanda Türk hava sahası ve limanlarının da Kıbrıs’a açılmasını sağlayacak ve dolayısı ile Türkiye–AB görüşme sürecine de olumlu katkısı olacak ve Türkiye-Kıbrıs ilişkilerini normalleştirecektir.    5.  AB’ye gelince, Kıbrıslı Türklere ve ayni zamanda Kıbrısın kuzeyine karşı olan sorumlulukları ile ciddi bir şekilde yüzleşmesi gerekliliğine inanıyoruz. Bilindiği üzere Kıbrıs’ın tümü AB’ye katılmış olmasına rağmen, etkin olarak Türkiye’nin idaresi altında olan kuzeyde AB muktesabatı geçici olarak askıdadır. Bu sadece kuzeyin sürekli Türkleştirilmesi değil, ilave olarak da Kıbrıslı Türklerin Avrupa değerlerinden ve kurumlarından faydalanmasını engellemektedir. 6.  Kıbrıslı Türk ve Rum kayıp şahısların akibetlerinin ortaya çıkarılması yönünde 2007 yılında artırılan çabalar, ülkemizin yakın tarihinde oluşan birkaç olumlu gelişmenin bir tanesiydi.     Sebebi ne isterse olsun, bu hazin duruma bir son verilmesi için tüm görevlilere ve diğer ilgililere kayıp kişilerin tanımlanması işlemlerine hemen başlanması çağrısı yaparız.      Adanın Kuzeyinde karada başlatılan sondaj çalışmaları, Piri Reis sansasyonunun bir devamı da olabilir ancak bu durumu çok da hafife almamak gerekir. Başarılı olması halinde, sadece yaratacağı ciddi politik komplikasyonlar değil, fakat ayrıca Kıbrısın boyutunu da dikkate aldığımızda çevre üzerinde yaratacağı etkileri de küçümsememek gerekir.
  2. 8.  Karpaz bölgesine kurulması düşünülen pertol dolum tesisi çevresel olarak kabul edilebilir olamasının yanısıra, yöre sakinlerine de ekonomik bir fayda sağlamayacaktır. Yetkililere ve uluslararsı topluma, böylesi kabulü mümkün olmayan bir icraatın önünü tıkamaya çağırıyoruz.
  3. 7.  Kıbrısın güney sahillerinde bulunan hidrokarbon yatakları, doğru yönetilmesi halinde, zaman içerisinde her iki toplumun hayat standardını belirgin bir seviyeye yükseltme kapasitesine sahiptir. Ayrıca, her iki toplumun faydasına olacak şekilde Kıbrıs Sorununa erken bir çözüm bulunmasına ve Türkiye, AB ve diğer çevre ülkelere de olumlu katkı sağlayabilecektir.
  4.      Buna rağmen, hiç arzulanan bir durum olmamasına rağmen bu gelişmeler bir yılı aşkın bir süredir çıkmaza girmiştir ve kayıp kişilerin ailelerine ilave ve gereksiz üzüntü verilmektedir.
  5. Kıbrıslı Türklerin güneydeki diğer vatandaşları gibi kendilerini AB ile bütünleşmiş hissetmeleri için AB’nin aktif bir rol üstlenmesi çağrısı yaparız.
  6. 4.  Özellikle Maraş ile ilgili olarak, ilgili Güvenlik Konseyi kararında net olarak ifade edildiği şekilde BM’ye devredilmelidir. AB’nin yardımları neticesinde bu durum sadece kent sakinlerinin geri dönmelerini değil, doğru bir planlama ve vizyon ile kenti bir sinerji ve birlikte yaşama modeline dönüştürebilir.
  7. Bu düşünceler tüm Kıbrıslılar için kabul edilebilir değildir ve kuzey Kıbrısın yasal olarak AB toprağı olması nedeniyle AB’yi de acilen harekete geçirmelidir. Sadece yeni bir oldu bitti yaratmakla kalmayacak, ayrıca barış yolunda yeni engeller yaratacak ve en önemlisi de Kıbrıs Türk toplumunun ayrı kimliğini sonlandıracak olan bu plana karşı tüm ilerici Kıbrıslılar sesimizi yükseltmeliyiz.
  8. BM’ye, üzerinde uzlaşılmış konuların imzalanmış bir belge şekline dönüştürülmesine yönelik süreci canlı tutması için çağrı yaparız. Ayrıca iki toplum liderlerine de, geriye doğru gitmeden, mümkün olan tek çözüm şekli iki toplumlu, iki bölgeli federasyonun elde edilmesi gayretlerini sürdürme çağrısı yaparız.
  9. Her ne kadar da görüşmeci heyetler Kıbrıs Sorunu’nun zor olduğu izlenimini veriyor olsa da, gerçekte güvenilir bir uzlaşıya varmak hala mümkündür.

Basin Bildirisi no.20 – 20/05/2012 Kıbrıslıların Sesi