Basin Bildirisi (9) – 3/4/2009

By | Ekim 15, 2016

ΦΩΝΗ ΚΥΠΡΙΩΝ – KIBRISLILARIN SESİ – CYPRIOTS’ VOICE

Basin bildirisi

Kıbrıslıların Sesi, aşağıdaki açıklamayı Yetkililere ve Kıbrıslılara duyurur

Türkiye ile görüşülmelidir.

Nikos Anastasiades’in geçen hafta Politis gazetesinde yayınlanan bir demecine yanıt veren Kıbrıs Hükümeti Yetkilileri, Dimitris Hristofyas’ın Ankara’yı ziyaret etmesi fikrini reddetmeyecekleri yönünde görüş belirttiler. Anastasiadaes’in bu yönde arabuluculuk yapması önerisi ve Hristofyas’ın bunu kabul etmesi, günlük politika tarafından bir kenara itilmemesi gereken olumlu bir gelişmedir. Anastasiadaes ve Hristofyas, en erken bir zamanda bir araya gelerek iki taraf arasında görüşülecek konuları belirlemelidirler. Yurttaşların çoğunluğunu temsil eden iki büyük Kıbrısllı Rum partisi, aralarındaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak Hristofyas’ın Türkiye’ye ziyaretinin programını tespit etmelidirler. Böyle bir gelişme, siyasi ayrılıkların yumuşatılması için yeni olasılıkların yolunu açacak, ideolojik çatışmayı bir kenara iterek ivedilikle düzenleme isteyen ve hallkı yaralayan başlıca engel olan Kıbrıs sorununu ileri götürecektir.

Kıbrıs Rum liderliği, sadece ileri süreceği tüm önerilerin ayrıntıları konusunda değil, aynı zamanda,  aranacak yanıtların da ayrıntıları konusunda hazırlanmalıdır. Tüm hususlar üzerinde ta baştan anlaşmaya varılacağı beklentisine girilmemelidir. Yarım yüzyıllık bir konfrantasyon ve çatışma, arada bir de savaş olduğu halde, sorunların ivedilikle ve tereddütsüz çözümlenmesi mümkün değildir. Ancak,  bdiğer tarafın, sorunun analizi konusundaki fikrimizi öğrenmesi için bu ilk adım gereklidir. Yeni bir yapısı olan bir devlet kurmak için çaba harcamaktayız ve soruna gerçekçilikle yaklaşacak olursak, Türkiye’nin katkısının önemli olduğu düşünülmelidir. Olumsuz olmayı sürdürürsek, sorun sadece çözümlenmemekle kalmayıp, Kıbrıs’ın geleceği de belirsiz olacaktır.

Bu çerçevede, Mehmet Alı Talat’ın bu temaslara ve tartışmalara katılması fikrini önermek istiyoruz.

Bu nedenle, kurumsal bir statüden kaynaklanan sorun, Kıbrıs devletinin ve toplumunun yararı için bir kenara bırakılabilir. Demek istiyoruz ki: Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımaz, bu nedenle, D. Hristofyas’ı, Kıbrıs Rum toplumunun lideri olarak kabul etmektedir, aynen Hrıstofyas’ın Talat ile görüştüğü kapasite temelinde.

Bu nedenledir ki, Türkiye hükümetinin, Hrıstofyas’ı bu kapasitede kabul etmesi durumunda, ne cumhurbaşkanının, ne de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin aşağılanacağını düşünüyoruz.

Bu tür girişimler, kesinlikle, Kıbrıs Helenizminin hegemonyası rüyası görenler veya Kıbrıs Helenizminin yok olma tehlikesi içinde bululnduğu görüşünde olanlar tarafından “nefretle” kınanacaktır. İnanıyoruz ki, bazı çevreler böyle bir gelişmeyi nasıl görürlerse görsünler, Mehmet Ali Talat’ın, Türkiye ile temaslara katılması, olumlu olmaktan öte, görüşmelerde ilerleme olmaması nedeniyle katatonik bir durumda olan iki toplum arasındaki ilişkilere  içten yeni bir ivme yaratacaktır.  Bazi çevreler ise, bu şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin,  uluslararası statüsünü aşağıya çekeceğini ileri sürmektedirler. Geçmişte, gerek Kıbrıslılar ve gerekse diğerleri, Türkiye dahil, bu devleti dağıtmaya çalışmışlar, ancak hiçbiri başarılı olamamıştır. İşte bu nedenledir ki, bu tür yaklaşımlar, Kıbrıs sorununun çözümüne yol açacak olumlu önlemlere dolaylı olarak muhalefet ifade etmektedir. Makarıos hükümeti dönemindeki Geçmişe bir göz atacak olursak, Türkiye’ye yaptığı ziyarete Dr. Küçük’ü de katmak istememesi nedeniyle yaşanan deneyimleri ve sonuçları anımsayabiliriz. Ziyaretinde Kendisine cumhurbaşkanı muavini de refakat etmiş olsaydı, ziyaret daha üretken ve sonucu muhtemelen farklı olacaktı.

Ortak ziyaret, Hrıstofyas’ın ekibi tarafından Kıbrıs sorununun ele alınması için düşünülmesi gereken bir öneridir. İlk bakışta, Türkiye’nin, iki toplum arasında arabulucu bir rol oynayacağı şeklinde görünse de, herhangibir sorun yaratmamaktadır. Türkiye, Kıbrıs’ın bağımsızlığının garantörü bir ülkedir ve, beğensek de beğenmesek de, Kıbrıs sorununun çözümünde rolü vardır. Dahası, diğer tarafın bizim iyi niyetimize inanmasını istersek, Cumhurbaşkanının, Yunan ve Türk askerlerinin Kıbrıs’ta bulunmalarının gereği olmadığını anlatmak için Talat’la birlikte Ankara’ya gitmesi konusunda neden kaygılıyız?

Garantiler ile askerlerin varlığı konularını birbirinden ayırt etme zamanı geldi. Askerlerin varlığı olmaksızın garantileri kabul etme, ya da, tam tersine, garantiler olmaksızın askerlerin varlığını kısa bir süre için kabul etme olasılığı vardır. Bunlar, sorunumuzun çözümünün teminatı olmayan genel prensiplere bağlı kalmak yerine derinlemesine gözden geçirmeyi gaerektiren konulardır. Sadece uluslararası hukuğun prensiplerine gönderme yapmak sorunumuzun çözümüne yardımcı olmaz. Belirli adımlar atmak gerekmektedir, ve bu adımlar Kıbrıs Rum liderliği tarafından atılmalıdır.

Dimitris Hristofyas’ı Türkiye’ye götürecek olan konuların ayrıntılarını görüşmek için Anastasiades ve Hristofyas ne kadar erken bir araya gelirlerse, Kıbrıs sorununun süratle çözümü için gerekli önkoşullar ve şartlar o kadar erken oluşacaktır.

KIBRISLILARIN SESİ – Basin Bildirisi no 9 – 3/4/2009